Yılmaz Aksu - Vizontele Ailesi -1 Oyun Metinleri

 
Yazı Boyutu

Tarih : 19.09.2009 09:01:37


Televizyon ile yaşayan bir aile . . .




VİZONTELE AİLESİ
Işıklar açılır. Emin kanepede oturmuş TV seyretmekte.
EMİN- Hanım!Hanım!
SAFİYE-(Salona girer)Efendim ne var?
EMİN_Program başladı.
SAFİYE-Ne çabuk başladı.(Kanepeye oturur)
EMİN-Haydi aslanlarım göreyim sizi.

Sağ ve sol tarafta bir masa. Masanın sağında üç erkek solunda ise üç erkek oturmuştur.

REHA - ( masaların ortasından alkışlarla sahneye çıkar) Ben,Ortadoğu ve Kafkasların en iyi sunucusu REHA Kışkırtan, yepyeni bir programla tekrar karşınızdayım. Türkiye’de izlenme rekoru kıran “Sataşma Hattı” adlı
programımızda bu akşam kadın haklarını tartışacağız.- Seviyeli ve tarafsız, tekrar tekrar söylüyorum; seviyeli ve tarafsız sunucunuz ben REHA Kışkırtan seviyeli hatta seviye üstü konuklarımızla size seviyeli bir tartışma programını seyrettireceğiz. Ve yine reyting rekorlarını kıracağız. Şimdi isterseniz konuklarımızı tanıyalım.
(Kadınların tarafına dönerek fevkalade kibarca ) Önce hanımefendileri tanıyalım.
Kadınları Erkeklerin Şerrinden Koruma Derneği Başkanı ( sesini yükselterek) ÇAĞDAŞ Güler.
Erkeklerle Savaşma Derneği Başkanı MELAHAT Savaş, son olarak
Gazeteci yazar AYŞE Zır cahil.

Sağ yanımda Delikanlı Erkek Partisi genel başkanı DAVUT Karaali,Kadına Karşı Sonuna kadar Savaş Demeği Başkanı ZALİM Çokkonuşur. Son olarak gazeteci yazar MÜMTAZ BOŞYAZAR.Hepiniz hoş geldiniz . Sözü fazla uzatmadan tarafsız ve seviyeli programımızı başlatıyorum Önce bayanlarla başlayalım. ( AYŞE hanıma döner) sayın AYŞE Zırcahil , sizce kadınlarımız neden erkeklerin baskısı altında yaşıyor? ( sesini yükselterek) şu erkeklerin haddini bildir.
AYŞE - (elindeki kalemiyle)20 yıldır araştırmacı gazetecilik yapıyorum şu kendini akıllı zanneden erkeklerin neden baskı yaptığını bir türlü anlayamadım.

MÜMTAZ - (gülerek) soyadınızdan belli AYŞE Hanım! Zır cahilsiniz de onun için anlayamadınız.
AYŞE - REHA bey, bu adam bana resmen hakaret ediyor.
REHA - ( seyircilere dönerek) sayın seyirciler tarafsız ve seviyeli bir sunucu olarak bu duruma müdahale etmek zorundayım. ( MÜMTAZ dönerek) MÜMTAZ Bey, AYŞE Hanıma fiilen hakaret ettiğiniz için size sarı kart gösteriyorum. ( AYŞE Hanıma döner ve kibarca ) AYŞE Hanım bize verdiğiniz bu ayrıntılı, derin ve eşsiz bilgilerden dolayı teşekkür ediyorum. MELAHAT Hanıma dönüyoruz. Evet MELAHAT Hanım Erkeklerle Savaşma Derneği Başkanı olarak bize çalışmalarınız. hakkında bilgi verir misiniz? seviyeli ve tarafsız programımızda şu erkeklerin ne kadar zorba olduklarını açıklar mısınız?
MELAHAT—Derneğimiz kadınların erkeklerin kölesi olmadığını kanıtlamak ve yıllarca bizi bir hizmetçi parçası gibi gören zorba erkekler karşı var gücümüzle mücadele etmek için kurulmuştur.
ZALİM—Ateş olsan cirmin kadar yer yakarsın ulusal kurtuluş mücadelesi mi bu ne mücadelesi.
REHA –ZALİM Bey lütfen bayanın sözünü kesmeyin.
MELAHAT—Görüyor musunuz REHA Bey erkek denilen yaratıklar bir tartışma programında dahi kadınlara susturma yoluyla haksızlık yapmaya çalışmaktadır; ama biz burada yetmiş milyonun karşısında susmayacağız.
REHA-Bravo bravo! Hani alkış, alkış yok mu?
ÇAĞDAŞ—Biz kadının onurunu ezdirmeyeceğiz. Bir lokma ekmek için onurumuzu ezeceğimize erkekleri ezeriz.
ZALİM—Allah Allah patates ezmesi mi yapacaksınız. Biz patates mi olduk.
ÇAĞDAŞ—Hayır efendim insan onurunu hiçe sayan yozlaşmış ve çürümüş beyninizi ezeceğiz.
ZALİM –Ezdiğiniz o beynimizin üzerine hardal ve keççap döktükten sonra vahşice yersiniz herhalde
ÇAĞDAŞ—Hayır efendim biz yemeyeceğiz size yedireceğiz.
REHA—Evet bayanlar baylar çok iyi gidiyorsunuz devam edin devam edin.
ÇAĞDAŞ--Tarlada, bahçede çalışan biz, yemeği yapan biz, bulaşığı yıkayan biz, çocuğu doğurup büyüten biz .
MÜMTAZ ~ ( alay edercesine )-Ne yani çocuğu da biz mi doğuralım?
REHA-Gerekirse doğuracaksınız tabi.
ÇAĞDAŞ -(sinirli) Beyefendi siz konuyu saptırıyorsunuz. Daha sözümü bitirmedim. Sabredin sözümü bitireyim. Bütün işleri bize yaptırmanız yetmiyormuş gibi bir de üstüne temiz bir dayak çekersiniz.
ZALİM - Ne demişler kocanın vurduğu yerde papatya yetişir. Şey neydi o ya haa gül bitermiş.
AYŞE - Ben kocamdan 5 yıl dayak yedim. Değil gül, gülün dikeni bile görünmedi.
DAVUT -İyi dövememiştir, ondandır.
MELAHAT --Siz erkekler, hepiniz birer haydutsunuz.
ÇAĞDAŞ - Hayır kesinlikle hayır, haydutlara hakaret ediyorsunuz.
REHA - Evet, evet işte bu devam edin. Reyting reyting!
MÜMTAZ – REHA bey izin verin de biz de konuşalım. Buraya armut toplamaya gelmedik.
AYŞE - Olur mu canım, ayıların başka ne işi olabilir?
MÜMTAZ - Biz buraya hakaret de dinlemeye gelmedik.
Davul - Evet REHA Bey, hakaret dinlemeye gelmedik. Hep bayanlara söz hakkı veriyorsunuz.
MELAHAT – Bize mi söz hakkı verildi? Siz doğru dürüst bir kelime dahi konuşmamıza izin vermediniz. Önce medeni insanlar gibi dinlemeyi öğrenin.
REHA - Bravol Bravo, Bravo ... hani kartlar? erkekler, 2. sarı kartı da aldınız. Artık konuşmalarınıza dikkat edin. Bayanlara karşı biraz daha kibar olun. Kadınlar ne dese haklıdır. Onlar bizim canımız, ciğerimiz; kaşımız, gözümüz; burnumuz kulağımız. Çok güzel konuştum öyle değil mi? Hatta müthiş konuştum. Hani alkış, hani alkış? Bana alkış yok mu ? Bana bana ! Ben tarafsız ve seviyeli sunucunuz şimdi de sözü erkeklere bırakıyorum. Önce ZaIim beye sormak istiyorum. Sizce çağımızın modern toplumlarında kadınların ne gibi sosyal hakları vardır?
ZALİM - Efendim bu konuda ... (sözÜ kesilir)
REHA - (Zalim’in sözünü keser) Bu konuda kadınlara hak verdiğinizi söylüyorsunuz.Anladık beyefendi teşekkür ederim. Lütfen ZALİM Beyi verdiği eşsiz bilgilerden dolayı alkışlayalım .Şimdi de MÜMTAZ beyin görüşlerini alalım. (MÜMTAZ beye dönerek) buyurun MÜMTAZ bey sizi dinliyorum.
MÜMTAZ-- (konuşmaya hazırlanır) kadınlarımızın (sözü kesilir)
REHA – Kadınlarımızın haklarına saygı gösterelim, öyle mi ? Teşekkür ederiz, teşekkür ederiz vermiş olduğunuz bilgiler için Lütfen MÜMTAZ Beyi de alkışlayalım. Şimdi de DAVUT beyin kadınlarla ilgili görüşünü soralım. Buyurun DAVUT bey
DAVUT -Efendim bildiğiniz gibi ...
REHA - Madem biliyoruz anlatmanıza gerek yok.
DAVUTl -(Sinirli bir şekilde masaya vurarak) olmaz böyle REHA bey! Bırakında da sözümü bitireyim,
REHA - Biz ne demek istediğinizi Şıp diye anladık. Allah'ın verdiği nefesi boşa tüketmeyelim,
Davul - Peki ne demek istedim, bana izah eder misin?
REHA - Şey ... Evet neyse… Hemen AYŞE hanımla devam edelim. (kibarca) AYŞE hanım can kulağıyla sizi dinliyoruz.
AYŞE - Artık kadının özgürleştiği araba reklamından sakız reklamına kadar birçok alanda kadının cinsel bir obje olmadığı bir dünya istiyoruz.
ZALİM- Seni reklamlarda oynatmaya zorlayan mı var? oturun evinizde kocanızın ayaklarını yıkayın.
MELAHAT - Evet beyefendim zorlayan var. Erkeğin kölesi olmaktansa sakız reklamında
oynamayı tercih ederim. Böylece ayak yıkama derdinden de kurtuluruz .. Yaşasın kadının özgürlük mücadelesi.
Reha-- Evet, sayın seyirciler kadınlara yapılan bu insafsızlığı kınıyorum kahrolsun insafsız erkekler! Kahrolsun kadın düşmanı erkekler! Hani alkış, bana alkış yok mu ? Şimdi de
ÇAĞDAŞ Hanımın görüşlerini alalım.
ÇAĞDAŞ- ( erkekleri işaret ederek) Erkek denilen yaratıklar hem kadını kapı dışarı eder hem de onları neden şu işte bu işte çalışıyorsunuz diye eleştirir1er.
MÜMTAZ - Evinizde efendi efendi oturursanız kimse sizi kapı dışarı etmez.
ZALİM - hangi işi yapacağınıza elbette biz karar veririz.
MELAHAT –biz sizin köleniz miyiz? Söylesene köleniz miyiz?
DAVUT- Köle değilsiniz ;ama her istediğinizi de yapamazsınız.
REHA - Çok iyi, harikasınız. Devam edin devam edin.
AYŞE ----Siz erkek milleti neden her istediğinizi yapıyorsunuz.
MÜMTAZ - ( Kol kaslarını göstererek) Çünkü biz güçlüyüz. Gücümüz onurumuzdur.
ÇAĞDAŞ - Güçlü olanın haklı olduğu bir sistemde adalet yoktur, eşitlik yoktur.
MELAHAT - Zorbalar. zalimler adaletten ne anlar?
DAVUT-- Ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun!
MELAHAT-- Ne o ? yoksa her yerde olduğu gibi burada da mı bizi döveceksiniz ?
MÜMTAZ - Diliniz uzamış da uzamış !
AYŞE -Hakkımızı savunuyoruz diye dilimiz mi uzamış oluyor?
M.zalim - Ge1irsem oraya dilinizi koparırım !
AYŞE ---- Yaa Erkek milletinin aydınları dahi dayağa başvuracak, öyle mi?
ÇAĞDAŞ - Şiddetin önüne geçecek olan şiddetin uygulayıcısı oluyor.
MELAHAT - Siz kadınlara el kaldırılmayacağını bilmiyor musunuz?
MÜMTAZ- (A yağa kalkar)Tabi ki biliyorum kadınlara el kaldırılmaz, ayak kaldırılır.
REHA -(Sakinleştirmeye çalışır) Bayanlar baylar, lütfen sakin olun, sakin olun! Oturun lütfen
yerinize. Seviyeli ve tarafsız programımıza gölge düşürmenizi kınıyorum.
M. ZALİM - Buna tarafsız mı diyorsunuz? O zaman taraflı programınızı görsek!
MÜMTAZ - Evet REHA Bey, acaba taraflı programınız nasıl oluyor? Doğrusu merak ediyorum.
REHA: Beyler ayıp oluyor ama Benim tarafsızlığım dillere destan .
DAVUT-Tabi tabi belli oluyor. Belli oluyor zaten.
REHA -- Ben tarafsız ve seviyeli bir insan olarak kadın erkek eşitliğini savunduğum için benim kadınların tarafını tuttuğumu zannediyorsunuz. Halbuki ben tarafsızım.Öyle değil mi bayanlar?
ÇAĞDAŞ - REHA Bey sizin gibi düşünmediği için onu suçlama yoluna gidiyorsunuz.
MELAHAT - Evet, REHA bey kadın erkek eşitliğini savunduğu için sizin gibi çağdışı kalmış taş devri insanlarının zoruna gidiyor.
MÜMTAZ - MELAHAT Hanım ya ben bu eşitlik meselesini anlayamadım rica etsem bana bu eşitlik meselesini anlatır mısınız?
REHA - MELAHAT Hanım haydi göreyim sizi.
MELAHAT - Tabi efendim memnuniyetle. Erkeğin her yaptığını kadın da yapabiliyorsa demek ki ortada eşitlik vardır.
ZALİM - şimdi siz bizim her yaptığımızı yapmak mı istiyorsunuz?
MELAHAT - Evet, bu bizim en doğal hakkımız.
ZALİM - Onun için mi eşitlik istiyorsunuz?
MELAHAT - - Evet

ZALİM - Bizim her yaptığımızı yapmak mı istiyorsunuz, öyle mi ?
MELAHAT - Evet dedik ya !
M,Zailm - iyi o zaman bir zahmet bizim yerimize askere de gidersiniz .
MÜMTAZ -İnşaatlarda kazma kürekle de çalışırsınız
DAVUT;- Tarlayı sürmek, odun kesme gibi işleri de yaparsınız.
ÇAĞDAŞ - Yani ... O kadar da değil.
MÜMTAZ - Peki ne kadar? Bu eşitliğinde bir ölçüsü mü var? kaç gram yoksa metreyle mi ölçülüyor?
DAVUT-- Metre getirin metre yok mu ? Ne kadar istiyorsanız hayrımıza verelim.
AYŞE -- Bizim anladığımız eşitliği metreyle ölçemezsiniz; fakat beyninizin düşünme gücünü ölçebiliriz.
DAVUT - Öyle mi, peki söyler mısınız düşünme gücümüz ne kadar ağır?
AYŞE -- Tabi memnuniyetle. Kuş beyninin çeyreği kadar.
REHA--Değerli konuklarımız lütfen! Konumuz beyin değil kadın hakları, kadın hakları…
ZALİM - Kuş beynine sahip olanın kim olduğu belli oluyor. Bakın konuyu dahi unutabiliyorlar. Beyinsizler!
REHA --(sinirli) ZALİM Bey!
ZALİM - ( Kızgın ve saldıracakmış gibi) Efendim REHA Bey!
REHA -- ( Korkarak bir adım geriye çekilir.) Şey yani düşüncenizi alacaktım da .
ZALİM - Pardon neyle ilgili?
REHA--Tabi ki konumuzla ilgili
M ZALİM - Haaa... Kadınlar… Biz erkekler kadınlara yüz verdikçe onlar 900 istiyorlar. Onun için onlara 100 vermek doğru değildir. .
ÇAĞDAŞ- Senin yüzünü görmek isteyen mi var? Sen hiç aynada yüzüne baktın mı ? Suratsız!
MÜMTAZ - Hoop ! Orda dur! kimse benim arkadaşıma suratsız diyemez.
DAVUT-- Evet efendim diyemez!
ÇAĞDAŞ-Çok haklısınız maymunlara hakaret etmiş oluyoruz.
ZALİM- Sizin gibi estetik ameliyata muhtaç olmayan (yüzünü işaret ederek) doğal ve pürüzsüz yüzler tabi hoşunuza gitmiyor.
MÜMTAZ - Hanımefendiler şu anda cümle alemin seyrettiği simalarınız acaba kaçıncı imalat, kaç defa bıçaklarla boğuştu ?
ÇAĞDAŞ – Biz kadınların güzellik için ameliyat yapmalarına karşıyız.
DAVUT- Öyle mi ? Peki neden o zaman estetik doktorları mesai üzerine mesai yapıyorlar?
REHA - Bayanlar baylar yine konuyu saptırdınız. Lütfen asıl konumuza dönelim (ÇAĞDAŞ'a kibarca) ÇAĞDAŞ Hanım sizinle devam edelim
MÜMTAZ - REHA Bey yeter artık bırak biraz da biz konuşalım.
REHA (alayımsı) Tamam ya konuş bakalım, ne konuşacaksan?
MÜMTAZ- Kadınlar bizim canımız cananımız. Sevda masallarının prensesleri.yüreklerimizin baş tacı, gönül bahçelerimizin gülleri ;fakat…
ÇAĞDAŞ - Beyefendi sizin ateşiniz mi yükseldi?
MÜMTAZ - Hanımefendi bırak da sözümü: bitireyim. Dikkat ettiyseniz orada fakat dedim. Fakat siz hariç.
MELAHAT - REHA Bey siz bunları Tımarhaneden mi getirdiniz.
REHA—Evet ne yapayım başka adam bulamadım
DAVUT - Hayır Efendim, biz bu hastalıkların doktoruyuz.
ÇAĞDAŞ—Beyefendiler kendilerini doktor zannediyor.Reha Bey, bunların acilen psikolojik tedavi görmeleri gerekir.
ZALİM - Allah'ım sen bize sabır ver, sabır.
ÇAĞDAŞ-Yanlış söylediniz beyefendi. Bize akıl ver diyecektiniz.
REHA- Bayanlar baylar lütfen susalım artık çünkü programımız burada sona eriyor. Sayın seyirciler seviyeli hatta seviye üstü; tarafsız hatta tarafsız Üstü bir program seyrettiniz bir başka programda buluşmak üzere tarafsız ve seviyeli kalın .




EMİN—Ya siz kadınlar var ya kitabıma defterime birer şeytansınız.
SAFİYE –Nedenmiş o? Şimdi biraz önceki tartışma programında kadınlar erkeklere karşı gelip zorbalığı kabul etmediği için şeytan mı oluyor.
EMİN—(sinirli)Ne zorbalığı! Hepiniz nankörsünüz.Sizi giydiririz, yediğiniz önünüzde yemediğiniz arkanızda, sıcak bir yuvada yaşatırız, ondan sonra bir tokat vurduk diye zorba oluyoruz.
SAFİYE—Bir tokat olsa neyse . Olan sizin kadınlara yaptığınızı ne Amerika Iraklılara ; ne de İsrail Filistinlilere yapmış.
EMİN—Fesuphanallah ,fesuphanallah ! Ya senin çenen bu televizyondaki kadınların çenesinden bile çok çalışıyor.
SAFİYE—Tabi biz hakkımızı savunduğumuzda çenemiz çok çalışmış oluyor.
EMİN—Yok yok ben kadınların çenelerinin neden çok çalıştığını anladım.
SAFİYE—Ya gerçekten mi?Bilim adamımız acaba bize nedenini açıklayabilir mi?
EMİN—Vallahi de billahi de sizin çeneleriniz jeneratörle çalışıyor. Elektrikler kesilse dahi jeneratör devreye giriyor çeneler son vitesle çalışmaya devam ediyor.
SAFİYE—Hiç olmazsa bizim çenemiz beynimizle orantılı çalışıyor. Sizde çene, boş teneke gibi sadece ses çıkartıyor.Hele sor nedenmiş?
EMİN—Sormuyorum.
SAFİYE—Sormasan da cevabını vereceğim. Çünkü sizde beyin yok.Beyin olmayınca da konuşmalarla fikirler birbiriyle uyuşmuyor.
EMİN—Yok ya! Çok felsefi konuşuyorsun anlayamıyorum.
SAFİYE—Anlamazsın tabi! Dedim ya beyin çalışmıyor ki nasıl anlayacaksın Bütün hatlar kapalı.
EMİN—( Ayağa kalkar elini kaldırır) Allahım ben ne günah işledim ki bana bu durmak bilmeyen çeneyi musallat ettin.

Bu arada kot pantolonlu ve üzerinde kot ceketli kızları içeri girer.

BESNA—Anneciğim babacığım hayırdır, gene savaş mı var?
SAFİYE—Evet kızım yine savaş var.Baban kadınların esaretten kurtulma mücadelesine kafayı taktı. Saltanatı elinden gider diye kabuslar görmeye başladı.
EMİN—(Kızına bakar ve şaşkınlıkla) Aman Allah’ım bu ne?
BESNA—Ne oldu baba?
EMİN—Kızım bu ne hal? İstanbul sosyetesi buraya mı taşındı?
BESNA—Baba ya ne sosyetesi?
EMİN—Kızım bu ne biçim kıyafet .Kotlar motlar… Sınıf mı atladık? Burjuva mı olduk?
BESNA—(umursamaz bir şekilde ) Amaaan baba!Zevkim bu, zevkim hoşunuza gitmiyorsa ben ne yapayım.
EMİN—Zevkin buymuş öyle mi?
BESNA—Evet.
EMİN—Öyleyse ben de zevk bahanesiyle işe iç çamaşırlarımla gideyim ne dersiniz.
BESNA—(gayet doğal bir şekilde )Olur babacığım. Ben sana karışamam.
EMİN—(sinirler gerginleşir)Yani izin veriyorsunuz.
BESNA—İzin ne kelime baba isterseniz onları da giymeyin.
EMİN—(sinirli ) Yeteeeer!Sen benimle dalga mı geçiyorsun?
SAFİYE—Ne bağırıyorsun, kıza sağır mı var karşında?
EMİN—Ha! Bir sen eksiktin.
SAFİYE—Ne olmuş yani kızım modayı takip ediyor diye onu dövecek misin?
BESNA—(böbürlenerek) Evet baba ben modayı takip ediyorum. Artık çağdaş olmamız lazım. Değişim olmadan da çağdaşlık olmaz.
EMİN—Ya öyle mi? Berduş aşireti ne zamandan beri modayı takip eder oldu. Olan daha dün pantolonun ne olduğunu bilmiyordunuz.Şimdi pantolon giydiniz diye çağdaş mı oldunuz.
SAFİYE—Berduş aşireti sizin Piyan aşireti gibi dar kafalı değil.

Bu arada evin akıllı, bilgili ve kültürlü oğlu içeri girer.

HAKAN—Berduş aşireti ile Piyan aşireti yine çağdaş medeniyeti tartışıyorlar.Anneciğim babacığım siz tartışmanıza bakın.Ben şöyle oturup kitabımı okuyacağım. Beni yokmuş farz edin.
EMİN—Nerde kalmıştık.Ha şimdi Berduş aşireti etek yerine pantolon giydi diye çağdaş mı oldu?
BESNA—Hayır baba. Artık abartılı kapalı giysiler giymek çağdışı kaldı.Biraz açılıp saçılmak lazım
EMİN—Kızııım.
BESNA—Efendiiiim baba.
EMİN—Desene Afrika ‘da üzerlerine doğru dürüst bir giysi bulamayan kadınlar dünyanın en çağdaş insanlarıdır da biz bilmiyormuşuz.
SAFİYE—Ne alaka Emin bey!
EMİN—Nasıl ne alaka kızına göre açılıp saçılmak çağdaşlık ise en açık seçik kadınlar Afrika‘da olduğuna göre en çağdaş kadınların da onlar olması gerekir.
HAKAN—Babama katılıyorum.
BESNA—Of of of!
SAFİYE—Üzülme kızım. Baba gene kafayı yemiş ,kusuruna bakma .
EMİN—Ben kafayı yedim yoksa dünyadaki değişimi fiziksel değişime bağlayanlar mı yedi.
HAKAN—Tabi ki fiziksel değişimi, kültürel değişimi olumlu değişim diye önümüze serenler kafayı yedi.
EMİN—Dünya Ademden bu yana savaşlarla yaşıyor. Değişen tek şey ne, biliyor musunuz.
HAKAN—Savaşın araç ve gereçleri.
SAFİYE—Alakaya lahmacun
EMİN—Evet savaşın araç ve gereçleri. Aferin oğlum. Hata eskiden savaşlarda sadece askerler ölürdü.
HAKAN—Şimdi ise adına modern yüzyıl dediğimiz çağda yüz binlerce sivil insan ölüyor.
EMİN—Değişen ne oldu sadece görünüş.
HAKAN—Beyinler hep aynı kaldı.
EMİN—Evet beyinler hep aynı kaldı.Aferin oğlum seninle gurur duyuyorum.

Bu arada evin serseri oğlu içeri girer televizyonun karşısına geçer TV izler.

FERHAT—Selamın aleyküm.
EMİN—Aleykümselam. Hoş geldin oğlum
FERHAT—hoş bulduk baba.

Eminin cep telefonu çalınır.

EMİN—Efendim…evet… Benim oğlum mu… yanlışınız var… hayır hayır… eminim… Benim oğlum böyle şeyler yapmaz.(telefonu kapatır)
EMİN—Hayırdır inşallah kimdi telefon açan?Yok bir şey mahallede düğünü olan komşumuz. Saçma sapan şeyler söyledi.Efendim oğlunuz düğünde iki kişinin cep telefonunu almış, kavga çıkartmış, birini dövmüşler…Yok daha neler.
SAFİYE—Eeee!
EMİN—Eeesi benim oğlum böyle şeyler yapmaz dedim. Değil mi oğlum?
FERHAT—Evet baba iftira ediyorlar. Ben senin biricik oğlunum .Hiç böyle bir şey yapar mıyım?
SAFİYE –Bana hiç de iftira gibi gelmiyor.
EMİN—Gene maydanozluğunu konuşturuyorsun.
SAFİYE—Tabi mesele oğlun olunca sütten çıkmış ak kaşık. Kızın olunca da neden boynun eğri.
EMİN—Hayır efendim ayrım yapan sensin.Kızına terbiye vermeyip sosyetik ahlakı öğretirsin.Oğluna gelince yerden yere vurursun.
SAFİYE—Neden peki araştırıp soruştur muyorsun? Kaç gündür oğlunun bazı çetelere katıldığını duyuyorum.
EMİN—(alayımsı)Çete mi, ne çetesi bu? Yoksa Susurluk çetesi mi?
FERHAT—Eee yeter be buraya sizin kavgalarınızı dinlemeye gelmedim.Bir program dahi izlettirmediniz.Gidiyorum işte.
EMİN—Oğlum yemek yemeden nereye gidiyorsun.
FERHAT—Aç değilim baba.
EMİN—(Cebinden parayı çıkarır) Al o zaman şu parayı dışarıda bir şeyler alıp yersin.
FERHAT—(Bir çırpıda alır) Allah razı olsun baba.
SAFİYE—Oh ne güzel! Hırsızlığa ödül veren baba olarak tarihe geçersin.
EMİN—Benim oğlum öyle şeyler yapmaz.(Ceketin giyer)Bismillah , senin dırdırından kurtulmanın tek yolu dışarı çıkmaktır.
SAFİYE –Tabi canım !ne demesin .Gene okey oynama vakti gelmiş. Bahane de hazır. Dırdırımdan kaçıyormuş.
HAKAN—Anne !.
SAFİYE-- efendim oğlum.
HAKAN—Ben okey oynamasını biliyorum.
SAFİYE –Bilmesen daha iyi edersin oğlum.Baban gibi okey hastası olma.
HAKAN—Ha ha ha güldürme beni anne. Elhamdullah benim zekam yerinde.
SAFİYE—Sen ne diyorsun kızım git başımdan.
HAKAN—Ama anne gelişmiş ülkeler zeka özürlü olanlara bu oyunu oynatıyorlar.
SAFİYE—Tamam kızım zaten babanın da böyle bir sorunu var.
HAKAN—Anne babam benim giyimime neden karışıyor.
SAFİYE—Üzülme kızım babanın saltanatını er geç yıkacağız.Krallık rejimleri anti demokrat rejimler nasıl yıkıldıysa babanın iktidarı da Allah’ın izniyle yıkılacak.Sen şimdi çık dinlen biraz.

2. Sahne

SAFİYE—(Elinde süpürge türkü söylemekte, bazen süpürgeyi mikrofon gibi tutar)Amediye keyf xweşe guzele gezele heyyy!
EMİN—Hayrola Safiye Hanım!Sabah sabah bu neşeli halinize sebep nedir? İbrahim Tatlıses’ten kaset teklifi mi aldın ?
SAFİYE—Hayır efendim dünkü programı hatırladıkça o erkeklere gülesim geliyor.erkeklerin iktidarı yıkılıyor.
EMİN—Yıkılıyormuş.Asıl senin o kadınların haline gülmen gerekiyor.Konuşmaktan başka bildikleri bir şey yok ki. Hele o cadaloz neydi ismi.Ha Çağdaş Güler Onun kocası olacak adama Allah sabır versin.Ben hayatta öyle birisiyle yaşayamazdım.
SAFİYE—Sanki onlar seninle evlenmek için sıraya girmişler de .Ulan benim gibi bir enayi olmasaydı kim seninle evlenirdi.
HAKAN—Hülya Avşar yok o duldur.Sibel Can yok yok o da evli.Tamam buldum Bülent Ersoy hi hi hi...
EMİN—Haydi oradan pis filozof. Tamam tamam gene başlamayalım.Besna Hanım daha uyanamadı mı?
SAFİYE—Kızını soracağına oğlunu sorsan daha iyi olmaz mıydı?
EMİN— Niye oğluma ne olmuş ki?
HAKAN—Telaşlanma baba önemli bir şey olmamış.On yerinden bıçaklandıktan sonra onuncu kattan aşağı atılmış, on kamyon üstünden geçtikten sonra da o mübarek canını azraile hediye etmiş.Azrail de abim gibi bir salağın hediyesini kabul etmemiş tekrar canının iade etmiş.
EMİN—Ne sen diyorsun oğlum?
SAFİYE—Tabi gece yarılarına kadar okey masasında otursan oğlunun ne yaptığını bilmezsin.Ne olacak o da senin gibi erkek.
EMİN—İnsanı sinir etme de ne olduğunu söyle.
SAFİYE—Senin dünyandan haberin yok.Dün gece eve gelmedi. Kim bilir hangi evi soymuştur.
EMİN—Benim oğlum öyle şeyler yapmaz.Bir tanedir benim oğlum.(Hakan’ı işaret ederek)Senin şu oğlun gibi salak mı zannediyorsun.
HAKAN—Körlerin dünyasında görenler hasta, Karanlıklar ülkesinde aydınlar suçlu, salaklar dünyasında benim gibi akıllılar salak zannedilir.Halbuki senin salak zannettiğin kişi yani ben en akıllı olanınızım.
SAFİYE—Söylesene ne olacak bu çocuğun hali, geceleri nerde kalıyor, başına bir iş gelmiş olmasın?
EMİN—Merak etme bir arkadaşına takılmıştır.Hem bugün cumartesi, okul da yok .gelip de hafta sonunu senin dırdırınla mı geçirsin.Ben şahsen senin dırdırını dinlemektense kurbağaların vak vak konserini dinlemeyi tercih ederim.
SAFİYE—Allah’ım sen bana sabır ver .Ben burada oğlumuzdan bahsediyorum sen ise başka bir alemde geziniyorsun.Yok dırdırmış yok kurbağaymış. Sanki kendileri Oksford’da profesörlük yapmış da bize bilgiçlik taslıyor.
EMİN—Oksford da üniversite mi? Ben hayat okulunda yirmi yıldır profesörlük yapıyorum.Senin gibi nice öğrenciler elimin altından geçtiler.
SAFİYE—Tabi tabi bilmez miyim nice öğrencileri oğlun gibi serseri yapıp sokağa saldın.Yahu sen çocuğunu eğitemedin, el alemin çocuğunu mu eğiteceksin.
EMİN—Benim oğluma laf yok o babasının biricik oğludur. Hem delillerin yokken nasıl da kalkıp karar veriyorsun. Senin yaptığın resmen yargısız infaz.

Bu arada Besna içeri girer.

BESNA—Günaydın anne ,günaydın babişko.
EMİN—O babişko diyen diline eşek arısı soksun.
BESNA—Babişko gene ne oldu?
EMİN—Elinin körü oldu.Ne o babişko mabişko,.Kırk yıllık Piyan aşiretinin önde gelen Emin Ağası babişko oluveriyor. Ah siz berduş aşireti! Sizler var ya dilinizden sonra dininizi de değiştireceksiniz.
SAFİYE—Dilini dinini değiştiren sizlersiniz.Elhamdullah bizler müslümanız.
EMİN—Siz Müslümansınız da biz Yahudi miyiz?
SAFİYE—Vallahi orasını bilmiyorum;ama senin şu an inandığın dinde günde 10 saat okey oynamak; cumartesi ,pazar akşamları futbol seyretmek farz olmuş.Ben böyle bir dini ilk kez gördüm.
EMİN—Sen dinini sanki Mevlana’dan öğrenmişsin de. Benim dinimin farzları okey ve futbol ise senin dinin farzı televizyondur. Yerli dizilere taparsın. Yarışma programları kutsal değerlerin olmuş.Allah bilir yakında kabeni de değiştirirsin.Televizyonun olduğu tarafa doğru namaz da kılarsın. Bu televizyona tapmak değil de nedir?
SAFİYE—Allah’ım Allah’ım çıldıracağım ya sen ne saçmalıyorsun.
EMİN—Doğru değil mi ? Bu kahrolası televizyonlar ne dese aynısını yaparsınız.Aha şu televizyon dese ki gidin babanızı zehirleyin -Safiya Hanım- şu senin kızın var ya gözünü kırpmadan gelip beni zehirler.
BESNA—Olur mu baba sen de amma abarttın.
SAFİYE—Keşke ! Nerde o günler…
EMİN—Bak Besna , söylemedi deme annen de tetikte bekliyor.Televizyonun emirlerini bekliyor.
BESNA—Of baba of! Niye öyle her şeyime karışıyorsun.
EMİN—Televizyonlar bizim yatak odamızdan tuvaletimize kadar her şeyimize karışıyor da ben kızıma karışmayacağım, öyle mi?
HAKAN—(Okuduğu kitabı eline alır sahnede yürümeye başlar.)Yirmi birinci yüzyılın sosyo-politik arenasında medya kartelini eline geçiren şirketler dünya üzerinde şirket –devlet yönetim anlayışını, paranın gücü sayesinde kapitalizmin bir sonucu olarak da halka benimsetmişler. Medya bu yönüyle evimizdeki gizli ajan, beynimizdeki kumanda sistemi olmuştur.
EMİN—Aferin oğlum.Helal sana oğlum. Annesi gör kızını da akıl al biraz akıl.Tabi kimin oğlu , babasının biricik oğlu.
BESNA—Ayrıca futbol endüstrisi televizyon sayesinde milyonlarca insana ulaştırılarak kitleleri asıl problemlerinden uzaklaştırılıyor.Bu futbol çılgınlığı da en çok erkeklerin beynini uyuşturmuş.
EMİN—Git be işine! Tüh yazıklar olsun sana ! Sen de amma dönekmişsin. Bir ananın tarafını bir benim tarafımı tutuyorsun.Ne olacak anasının oğlu değil mi?
Ferhat—Selamın aleyküm ey cemaatül müslimin
EMİN—(Ayağa kalkar)Aleykümselam verahmatullahi berekatuhu. Kim gelmiş kim gelmiş.(oğluna sarılır ve yol gösterir kanepeye oturtur)Babasının biricik oğlu gelmiş.Kıskananlar çatlasın.
SAFİYE—Tabi tabi ne de olsa babasına çekmiş. Beyefendileri eskiden sadece geceleri uyumak için evine gelirdi şimdi artık geceleri dahi teşrif etmiyor.
FERHAT—Anne ya arkadaşlarla ders çalışıyorduk.
BESNA—Abi Milli eğitim bakanlığının ders müfredatına kız tavlama dersi ne zaman girdi?
FERHAT—(Ayağa kalkar Besna'yı yakalamaya çalışır.Senin dilin fazla uzamış.
EMİN—Anasının kızı değil mi ? Çeneleri Keban barajının enerjisiyle çalışıyor.Dicle nehrinin uzunluğu dillerin yanında aha şu kadar kalır.
BESNA—Gerçekleri anlattık diye dilimiz mi uzamış oluyor.Yalan mı ?Ağabeyimin okulla hiçbir alakası yok.
FERHAT—Sanki hanım efendi okul birincisi olacak da …Sen önce kendine bak.Kız arkadaşlarınla ne haltalar çevirdiğini unutuyorsun.
BESNA—Senin gibi ayda bir okula uğramıyoruz.

(Anne baba TV seyreder)

FERHAT—Sen uğruyorsun da ne oluyor. Karnelerin maşallah loto-toto tahminleri gibi…
BESNA—En azından senin gibi serseri değiliz.
FERHAT—Elhamdullah serseriyiz. Sizin gibi sabahtan akşama kadar mankenlerin kiminle kırıştırdığını araştırmıyoruz. Şimdi sorarsam Ülkemizin Cumhurbaşkanının ismini bilmezsin ama Türkiye’deki bütün mankenlerin ayakkabı numarasını dahi bilirsin. Sanki el alemin hayatı üzerinde yüksek lisans yapacaklar.
BESNA—Sen önce kendine bak! Hırsızlığın yeni teknikleri üzerine nerdeyse doktora çalışması yapacaksın. Allah bilir yakında hırsızlığın üniversitesini bile açarsın.
FERHAT—(Bağırarak) Anne Baba!Tutmayın beni. Öldüreceğim şu kızı!(kız kaçar babasın arkasına saklanır)
EMİN—Dur oğlum ne yapıyorsun.
FERHAT—Bırak baba geberteceğim kızı.
EMİN—Ayıp oğlum insan kız kardeşini döver mi?
FERHAT—Sen annemi her gün dövüyorsun da ayıp olmuyor benim dövmem mi ayıp oluyor?
FERHAT—Oğlum ben alışmışım sen uyma bana .
FERHAT—Peki kime uyayım.(alayımsı)Avrupa Birliğine mi uyayım?
BESNA—Merak etme sen zaten istesen de AB’ye uyum sağlayamazsın. Çünkü orda serserilere yer yok.
FERHAT—Çok şükür senin gibiler doldurmuş da orayı bize yer kalmamış.
SAFİYE—Gel kızım gel biz kahvaltımızı yapalım. Onlar baba oğul AB’ye girsinler.(Gülerek) Baba oğul AB’ye girecekler sevsinler sizi sevsinler.
SAFİYE-BESNA--(alayımsı ikisi birlikte) AB sizinle gurur duyuyor! AB sizinle gurur duyuyor.!
EMİN—Fesuphanallah. fesuphanallah! Kabak yine başıma patladı.

Baba oğul bir süre sessizce otururlar.

FERHAT—Baba sence annemin aşireti bizden önce mi AB’ye girecek.
EMİN—Berduş aşireti mi?
FERHAT—Evet
EMİN—Ha ha ha…Güldürme beni onlar daha kooperatif kriterlerini dahi bilmiyor. Biz yani Piyan aşireti kooperatif kriterlerini başımızın ucundan ayırtmıyoruz.
FERHAT—Baba kooperatif değil kopenang kriterleri.
EMİN—Her neyse işte ondan.Haydi annenleri biraz kızdıralım. (melodi şeklinde)Gireceğiz gireceğiz, Avrupa birliğine gireceğiz. Gireceğiz gireceğiz, Avrupa birliğine gireceğiz.
FERHAT—Baba ben çıkıyorum
EMİN—Nereye oğlum .
FERHAT—annemle kız kardeşimin sesini duyamayacağım bir yere.
EMİN—Vallahi de billahi de haklısın aslında onların sesini duymamak için kutuplar birliğine de girmek gerekir.
HAKAN—Baba kutuplar birliği daha oluşmadı ki…

Safiye ile kızı besna sahneye çıkar

Safiye—Emin! ben ve kızım annemlere gidiyoruz. Acıkırsanız dolapta yemek var .Hakna’a da iyi bak.
EMİN—Başka emrin var mı?
SAFİYE—Ee ne diyeyim,bulaşıkları da öyle bıraktık, yıkasanız hiç fena olmaz.
EMİN—Şimdi gösteririm size.

(Dışarı çıkarlar.)

EMİN—(Ayağa kalkıp dua etmeye başlar)Allah’ım ne olurdu ki her gün Cumartesi olsa, Safiye Hanım da her cumartesi annesine gitse, ben de böylece dırdırından kurtulsam.(kapı çalınır)Galiba duam reddedildi. Hakan oğlum kalk kapıyı aç ,Annen gene neyi unuttu.
HAKAN—Of baba ya bir kitap okutturmadınız bana.
EMİN—Hadi hadi mızmızlanma.Aç kapıyı.

Üç adam içeri girer.

1.Adam—Selam un aleyküm (tokalaşır)
Emin—Aleykümselam (teker teke tokalaşır.)Hoş geldiniz..hoş geldiniz… Buyurun oturun.(otururlar)
1.adam—Emin amca nasılsın iyi misin?
Emin –Çok şükür iyiyim sizler nasılsınız.
Hepsi—Çok şükür iyiyiz.
Emin—Eee Orhan senin durumun nasıl.
1.adam—Çok şükür geçinip gidiyoruz.
Emin—Orhan bu arkadaşlar kim tanıyamadım.
1.adam—Emin amca isterseniz önce ziyaretimizin amacını söyleyeyim.Biz buraya hayırlı bir iş için geldik.Bunlar ta Urfa’dan gelmişler.Hamdi benim askerlik arkadaşımdır .Kendileri çok zengindir.
HAKAN—İnsanların yaptığı sahte paralar kadar , paranın da yaptığı (adamı işaret ederek) sahte insanlar vardır.
EMİN—Allah daha da versin.
1.adam –Biz Allah’ın emriyle kızınızı bu arkadaşımın oğluna istemeye geldik.
EMİN—Ama benim kızım küçük daha liseye gidiyor.
2.adam—Kızını okutup da ne yapacaksın .Sanki manken olup da sana hayrı mı dokunacak.
EMİN—Sen ne diyorsun ya manken olsa zaten ayaklarını kıracağım.Yok abi ben kızımı bu yaşta evlendirmem.
1.adam—Etme eyleme emin amca ta Urfa’dan senin kızın için gelmişler.
EMİN—Bari sipariş verip öyle gelselerdi. Malı önceden hazırlardık.
2.Adam—Yok abi gerek yok biz bir hafta malı hazırlamanızı bekleriz
EMİN—(kendi kendine )Tövbe tövbe bu adam harbiden kızı mal olarak görüyor.
2.Adam—Bakın ağabeyciğim benim durumum çok iyi kızın gül gibi geçinir.
EMİN—İyi de sen kızı kendine değil oğluna istiyorsun.
2.adam—Orası öyle ;fakat benim paramla yaşıyor?Allah seni inandırsın Liseden sonra altı sene okuttum.
EMİN—Ya demek tıp fakültesini kazanmış
2.adam—Yok o kısmet olmadı altı sene dershaneye gönderdim.
HAKAN—(gülerek)Ben altı sen dershaneye gitsem profesör olurum.
EMİN—Çok büyük bir başarı.
2.adam—(övünerek)Teveccühünüz. Gerçi dershane yedinci sene için de oğlumun peşine düştüler. Ama oğlum yüz vermedi.
EMİN—Bari oğlunuza bir diploma verselerdi .
2.adam –Ne için.
EMİN—Dershaneden mezun oldu ya.
1.adam—Ya tamam artık kapatalım şu konuyu asıl meseleye gelelim.Emin amca kızını verecek misin vermeyecek misin?
EMİN—(Biraz düşünür gibi yapar kendi kendine ) Ben gösteririm size.
1.adam—Efendim anlayamadım.
EMİN—Şey yani demek istedim ki şartlarım çok ağır.
2.adam—Sen rakamı söyle istediğin kadar başlık parası veririm.
EMİN—Yok canım biz başlık parası istemeyiz.
2.adam—Olur mu canım başlık parası vermemek bizim şanımıza yakışmaz.
EMİN—Israr etmeyin lütfen ben kızımı parayla satacak kadar düşmedim.
2.adam—Hiç olmazsa 10 milyar yani 10 bin YTL verelim.
HAKAN—Ne 10 milyar mı? Abla sen neymişsin be!
EMİN—Olmaz bir kuruş bile istemiyorum.
1.adam—Ya tamam Emin Amca madem para istemiyorsun biz de ısrar etmeyelim.
2.adam—Peki o zaman diğer şartların nedir?En zor kısımda bu kadar kolay anlaştığımıza göre diğerinde kolay anlaşırız..
1.adam—Bu iş oldu diyelim. Değil mi Emin Amca ?
EMİN—Ne diyeyim şu şartlarımı da kabul ederseniz.
1.adam—2.adam—Tabi tabi artık gerisi kolay.
EMİN—Oğlum ,Hakan! Bana şu listeyi getirsene.(liste getirilir)
EMİN—(kendi kendine) Bakalım kabul edecek misiniz kaçacak mısınız? (İki metrelik kocaman listeyi açar, listeyi gören adamlar ağızları açık kalır. )Bu şarları yerine getirin başka bir şey istemem. Bismillah rahmani rahim.Marmaris’te deniz manzaralı villa, hem de üç katlı olacak
1.adam—2.adam—Neee!
EMİN— Neee değil villa villa… 2006 model limuzin veya mercedes.
2.adam—Emin amca Siyah limuzin yerine iki tane siyah eşek versek olmaz mı?
EMİN—Olmaz tabi.Hem bir daha sözümü bölme.İki adet koltuk takımı, iki adet son model televizyon hani şu ayna gibi incecik olanlar var ya onlardan.Adı da prizmadır. İki adet kameralı cep telefonu öğrenci tarifeli kartıyla birlikte .
2.adam—Bitmedi mi?
EMİN—Az kaldı iki sayfalık bir şey …İki tane çamaşır makinesi ,iki tane buzdolabı, iki halı,çatal bıçak seti, kazma kürek seti, 100 adet çorap, 200 adet iç çamaşır
1.adam—Emin amca dükkan mı açacaksınız.
EMİN—Ne alaka siz şartları söyleyin demediniz mi? Ben de söyledim.
2.adam—Tamam Emin Amca, biz biraz düşünelim
HAKAN—Düşünün tabi.Decert abimiz ne demiş: Düşünüyorum o halde varım.

1.adam—2.adam—(Adamlar dışarı çıkarlar)Hadi allahaısmarladık .
EMİN—Ben feodal olabilirim, evin iktidarı da olabilirim; ama kızımı tanımadığım birine satacak kadar vicdansız olamam. Erol Taş mıyım ben.


(bu esnada anne kız içeri girer)

Hazal—Anne ablamın turşusunu şimdiden kurabilirsin.
SAFİYE—Ne diyorsun sen?
HAKAN—Bak sana babam ablamı isteyenlerden neler istemiş?
SAFİYE—Emin nedir bu?
EMİN—Hiç kızı vermemek için küçük bir numara.
HAKAN—Kitabıma defterime ablamı her isteyene babam bunları şart koşarsa ablam evin demirbaş listesinde bir numaralı eşya olarak kimseye yerini kaptırmaz.
BESNA—Gelirsem oraya kafanı kırarım.
HAKAN—Benim niye kafamı kırıyorsun seni vermeyen babamdı . Git onun kafasını kır.
BESNA—Babam verseydi de ben evlenmezdim.
HAKAN—Tabi acısını da salak ablasıyla yaşayan filozof ,aydın kardeş yani ben çekeceğim.
Senin için hava hoş.
Emin—Safiye Hanım ne çabuk döndünüz. Bari kulaklarımızın pası silindikten sonra dönseydiniz.
SAFİYE—Senin alaylarını dinleyecek durumda değilim ben odama çekiliyorum.Safiye ardından Emin de dışarı çıkar.

Hazal kitabını okur.Besna ise teybin sesini sonuna kadar açmıştır.

HAKAN—(teybi kapatır )Git dudu dudunu odan da dinle.
BESNA—Sen niye kitabını odanda okumuyorsun.
HAKAN—Ben kitabımı değil odada çatıda bile okusam bu sese tahammül etmem.
BESNA—Şu ana kadar okudun da ne oldu. Filozof bozuntusu.
HAKAN—(Kızgın ve sesli) Çok şükür; senin gibi mahallenin bütün gençlerini it gibi peşinde koşturan, modanın kölesi,televizyonun manyağı,yerli dizilerin sadık uşağı ve müziğin sapığı değilim,
BESNA—Annnneeee!
SAFİYE—(Telaşla içeri girer.)Ne oldu kızım söylesene ne oldu?
BESNA—(Ağlayarak) Kardeşim olacak filozof bozuntusu bana mahallenin bütün gençlerini it gibi peşinde koşturuyorsun dedi.
BESNA—Yalan söylüyor kızım inanma.
HAKAN—Koşturuyor tabi yalan söylemiyorum.
BESNA—Modanın kölesidir diyor.
SAFİYE—Değilsin, inanma.(Hakan’a) Oğlum bir daha ağzından bir tek kelime duymak istemiyorum
HAKAN—Ama gerçek bu, kölenin alasıdır.
BESNA—Televizyon manyağısın diyor.
SAFİYE—Manyak değilsin kızım.
HAKAN—Manyaktır manyaktır.Hem de TSE garantili manyak.
SAFİYE—(Hakan’ın kulağından tutar.)Bir daha ablana böyle şeyler söylersen bütün kitaplarını yakarım .Bu saçmalıklar kitaplardan öğreniyorsun.(Bağırarak) Öyle değil mi?
HAKAN—Bana karşı haçlı seferlerine başlayıp kütüphanemi yakmaya çalışıyorlar.Allah’ım Sen bana yardımcı ol.Nerde insan hakları, nerde düşünce özgürlüğü!
SAFİYE—(Saçlarından çekerek)Saçma sapan konuşma da bana cevap ver.Anladın mı ?
HAKAN—Anlamadım anlamış gibi yaparım.
SAFİYE—Ne demek anlamış gibi yaparım?Suçunu kabul et ve bir daha yapmayacağım de?
HAKAN—Ben suçsuzum. Tek suçum gerçekleri söylemek.
SAFİYE—Sen suçlusun ve susacaksın anladın mı su sac ak sın. (Hızla ileri iterek) Ne olacak babasını oğlu değil mi?
HAKAN—Engizisyon mahkemesinde adil bir yargılamaya tanık oldunuz.Düşünüyorum da Hz. Ömer burada bu adalete şahit olsaydı anneme herhalde adalete yüksek katkılarından dolayı adaletin kılıcını teslim ederdi.
BESNA—(Kardeşine yaklaşır )Ben de anneme yardım edip kitaplarını cayır cayır yakarız.
HAKAN—Abla sen büyüdükçe zekan küçülüyor.(gülerek)Doğan Cüceloğlu ağabeyimiz burada olsaydı ablamdaki bu yaşıyla ters orantılı olarak değişen zeka hakkında nasıl bir yorum yapardı.Doğrusu merak ediyorum.
BESNA—Sen ne diyorsun ya !
HAKAN—Tamam , tamam sen anlamazsın.
SAFİYE—Kızım gel film başladı.
BESNA—Film mi başladı?Geliyorum.(koşarak TV’nin karşısına geçer.)
HAKAN—Yok canım televizyon manyağı değil resmen bağımlılık bu.

Bu arda Emin sahneye çıkar.

EMİN—Ne oldu oğlum kavga mı var? Ne bu gürültü?
HAKAN—Sorma baba Haçlı ve Moğollar el ele verip tarihe adını altın harflerle yazacak olan filozof oğluna yani bana karşı taarruza geçtiler.
EMİN—Oğlum doğrusunu söylemek gerekirse senin bu söylediklerinden bir kelime bile anlamadım.
HAKAN—O zaman şöyle açıklayayım.Haçlı orduların gaddar komutanı annem ve İstilacı Moğolların acımasız komutanı ablam Besna hanım tarihin bembeyaz sayfalarına bir kara leke daha sürmek için bana karşı yani filozof oğluna karşı örgütlendiler. Anladın mı?
EMİN—Hıııı…Neee! Oğlum sen hangi dilden konuşuyorsun.
HAKAN—Ya anlasana baba! Ablam ile annem sorun çıkarıyor.
EMİN—Üzülme oğlum ben bu evin yönetimini elimde bulundurduğum müddetçe kimse senin kılına dahi zarar vermezler.
HAKAN—Baba bana değil kitaplarıma zarar veriyorlar.
EMİN—Oğlum kitaplarının da kılına zarar vermezler.

(ellinde GS bayrağı içeri girer)
FERHAT—oley oley oley oley… cimbom bom cimbom bom…Ölmeye ölmeye ölmeye geldik bu maçı almaya geldik.Canım feda olsun sana . Canım feda olsun sana .
HAKAN—Abi abi
FERHAT— Canım feda olsun sana .
HAKAN—Abi abi!
FERHAT—(Durur, Sinirli) Ne var? Canım feda olsun sana .
HAKAN—Ya insan önce bir selam verir.Sen selam vermeyi bile unutmuşsun.
FERHAT—Ben filozof bozuntularına selam vermem. Canım feda olsun sana .
HAKAN—Tamam abi onu da anladık, senin canın herhalde çok değersiz bir şey.
FERHAT—Sen ne diyorsun be! Benim canımın değerini değil elmasla gümüşle bile ölçemezsin.Canım feda olsun sana .
HAKAN—O zaman niye 22 kişinin bir buçuk saat buyunca topu iki direk arasına sokmaya çalıştığı bir oyun için canını veriyorsun.
FERHAT—Ulan sen futboldan ne anlarsın ? Filozof bozuntusu!
HAKAN—Senin gibi tuttuğu takım için canını verecek kadar gözü kör, futbol manyağı , kumarcı, içkici ve serseri değilim çok şükür.
FERHAT—Allaaaah! Tutmayın beni.(Sinirlenir ve kardeşini yakalamaya çalışır)
EMİN—(Ferhat’ı yakalar)Dur oğlum .
FERHAT—Bırak beni öldüreceğim bu salağı.
HAKAN—Salaklar ülkesinde akıllılar salak zannedilir.
FERHAT—Bak hala konuşuyor.
EMİN—Sussana oğlum sus.
HAKAN—Niçin susayım.Gerçekler hoşuna gitmiyorsa ben ne yapayım. Futbol manyağı!
FERHAT—Baba bana futbol manyağı diyor.
EMİN—Değilsin oğlum.
HAKAN—Manyağın karesidir. Ayrıca hem hırsız hem de serserisin bilmediğimi mi sanıyorsun?
FERHAT—(sinirle)Baba bana hırsız diyor serseri diyor.
HAKAN—Değilsin
HAKAN—Serserinin ta kendisidir.
EMİN—Tamam oğlum anlaşılmıştır. Sen git otur ben hallederim.(oturttur ve kızın saçlarından tutar.)Bir daha ağabeyine böyle şeyler söylersen senin bu okuduğun saçmalıkların hepsini yakacağım.
HAKAN—Allah’ım Haçlı ve Moğollara bir de Hitler katıldı.
EMİN—Salak salak şeyler söyleme gene. Anladın mı dedim sana, anladın mı dedim?
HAKAN—Anlamış gibi yaparım.
EMİN—Ne olacak anasının oğlu değil mi?(oturur)
HAKAN—Benim gibi aydın olmak ne kadar zor bir şey. İnsanlar gerçeklere ne kadar düşmanmış . Keşke ben de deli olsaydım o zaman gel keyfim gel.Ne anne ne baba ne de başkaları o zaman beni rahatsız ederdi.Ben de onlar gibi sabahtan akşama kadar TV seyredip dünyadan habersiz yaşardım. Kitap okumayıp cahil de olurdum. Of akılsız başım ne diye kitap okudum ki bazı gerçeklerin farkına vardım. Okumayacaktım cahil cahil abim gibi her pisliği yapardım. Of of anlamıyorlar . Aydınlığı yangın zannedip söndürmeye saldırmaya çalışıyorlar.Asıl yangını televizyondan fışkıran alevler olduğunu anlamıyorlar.
FERHAT—Ben de babama yardım edip kitaplarını cayır cayır yakacağız.
HAKAN—Yakman gereken kitaplarım değil şu televizyondur.
EMİN—Oğlum gel maç başladı.
FERHAT—Ne maç mı başladı. oley oley oley şampiyon!(Oturur)
EMİN—Versene kumandayı bana.
SAFİYE—Dizi bitmeden hayatta vermem.Canımdan vazgeçerim ama dizimden asla vazgeçemem.
EMİN—İyi o zaman ben de senin canını alırım.(Safiye’ye saldırır ve Işıklar kararır.)

Safiyenin gözü kızın ise başı sargılanmış.Emin ortada safiye ile kızı solda Ferhat ile Hazkan sağda oturmakta.

Emin—(Göz gezdirir ve önündeki sehpaya sert bir şeklide vurur. Herkes irkilir.)Bu saatten sonra evin tüm yönetimini elime geçirmiş bulunmaktayım.
HAKAN—Sosyoloji diliyle kısaca darbe yaptınız diyebilir miyiz?
EMİN—(alayımsı)Evet bey efendi diyebiliriz.(sert bir şekilde) Şimdi bir tane vuracağım. Burada sadece Türkçe konuşulacak sosyoloji mosyoloji yok Nerde kalmıştık? Ha bundan böyle evin iktidarına karşı en ufak bir tehdit görürsem (kızını göstererek) şekil A ve şekil B’de görüldüğü gibi darbeyle karşılık veririm. Hele Berduş aşireti ve işbirlikçileri Hakan beye bu evde siyaset yapma yasağını getiriyorum.
HAKAN—Zaten başka konuşacak kimse kalmadı ki…
EMİN—Sus konuşma daha bitmedi. Ayrıca bu evde hangi programın seyredileceğine dair en ufak bir eleştiri görürsem keserim.Anlaşıldı mı?
SAFİYE— BESNA—Anlaşıldı .
EMİN—(Bağırarak)Anlaşıldı mı
SAFİYE— BESNA—(yüksek sesle) Anlaşıldı.
EMİN—(soluna dönerek)Anlaşıldı mı?
FERHAT—Anlaşıldı.
HAKAN—Hayır baba anlaşılmadı.Sizin yaptığınız anti demokratik bir uygulama.Bu nedenle anlaşılmadı.Sizi kınıyorum.
EMİN—Ben de senin kafanı kıracağım. Allah devletleri senin gibi muhalefetlerden korusun
HAKAN—Ben ara sıra siyaset meydanının seyredeceğim bana engel olamazsın.
EMİN—Ben de o zaman sana siyasi bir meydan dayağı çekeceğim o zaman kimse bana engel olamaz.
FERHAT—Baba ben çıkıyorum.
EMİN—Tamam oğlum çık ;yalnız dikkat et kendine.Bir isteğin varsa söyle.
FERHAT—Tamam baba.
SAFİYE—Yandaşlarına iyi muamele muhalefete ise ölüm.
EMİN—Şimdi bir tane vuracağım neyse diğer gözün bize lazım.(kumandayla TV’yi açar)Haberlerden epey uzak kaldık bir haberleri izleyelim.

1.SUNUCU-Sayın seyirceler Boş TV’nin hazırlayıp sunduğu ana haber bültenimize hoş geldiniz. Biz önce özetler deyip de zamanınızı boşa harcamayacağız. Onun için hemen haberlere geçeceğiz.
2.SUNUCU-İyi Akşamlar sayın seyirciler.İlk haberimiz her zamanki gibi bomba gibi bir haber. Sıkı durun sayın seyirciler. Canım o kadar da sıkı demedik. Evet bomba gibi haberi sunucumuz Allatin Çeneçalarda’n alıyoruz.Evet Alattin söz sen de.
a-(Sahney7e telaşla girer)Sayın seyirciler, Ünlü pop şarkıcımız Serdar Zortaç nezleye yakalandı.Evet sayın seyirciler y7anlış duymadınız.Bu haberi sadece boş TV’den başka hiçbir kanal ele geçiremedi. Bu iyiliğimizi de unutmayın.Avrupa’dan gelen altı kişilik doktor grubunu altı saat süren muayene sunucu nihayet halkımıza beklenen açıklamayı yaptılar. Bu açıklamayı size gururla sunuyorum. Açıklamaya göre Serdar Zor kaç’ın burun akıntısı durdurulmuş.Alattin Çeneçalar İstanbul.
1.SUNUCU-Sayın seyirciler ülkemiz güzellik yarışmasında birinci oldu.Paris’te her sene düzenlenen güzellik yarışmasında ülkemizi temsil eden Banu Tatlıyüz, birinciliğe ulaşmak için çok çalıştığını,bu dereceyi yakaladığına şaşmadığını belirtti. Sevinci yüzünden okunan güzelimiz , tak rakibim hurilerdir dedi. Ayrıca tüm genç kızlarımıza boşuna uğraşmayın benim geldiğim dereceye başka kimse ulaşamaz tavsiyesinde bulundu.Allah Allah! Güzel olmak için de çalışmak mı gerekiyor.
2.SUNUCU-Sayın seyirciler bu gün İstanbul’dan gelen haber Ankara’ya bomba hatta füze gibi düştü.İnanılmaz bir olay yaşandı. Ünlü mankenimiz Çağla Şikel saç tokasını düşürdü. Tokayı bulanların İnsaniyet namına tokayı Türkiye Büyük Millet Meclisine getirmeleri rica olur.Neden meclise diyecek olursanız… Büyük ihtimalle dediniz de.Çünkü Ünlü mankenimiz Meclise bu konuda ayrıntılı bilgi vermek için Ankara’ya gitti.
1.SUNUCU-Sayın seyirciler Taksim Meydanında yine miting vardı. Mitingin amacını öğrenmek üzere değerli bir konuğumuz olacak .Konuğumuz nerde kaldı. Ha evet geldi.Buyurun şöyle oturun Hoş geldiniz.
KONUK-Hoş bulduk.
1.SUNUCU-Ne içersiniz.
KADIN-Bir kahve lütfen.
1.SUNUCU-Kusura bakmayın hanım efendi şu an canlı yayındayız. Çıkışta içersiniz.(Öksürür)Evet sayın seyirciler konuğumuz Hayvan Oğlu Hayvanları Koruma Derneği Başkanı Sayın Nezafet Kızılkurt. Sayın Kızılkurt mitinge katılım nasıldı ?
KONUK-Ne yazık ki halkımız bu konuda çok duyarsız.Düşünsenize mitinge sadece on yedi kişi katıldı. Bir maça otuz bin insan seyretmek için gidiyor, bu gibi önemli bir eylem söz konusu olunca kimse gelmiyor. Halkımızı kınıyorum.
1.SUNUCU-Sayın Kızılkurt mitingin amacı neydi?
KONUK-Efendim biz bir araştırma yaptık . Yaptığımız araştırmaya göre iki bin kedi , üç bin köpek ve beş bin ineğimiz açlık sınırının altında yaşıyor.Bu hayvanlarımız çöplükte bulduğu artıklarla besleniyor. Hayvanlarımızın kötü yaşam koşullarını düzeltmek bizim elimizde. Ayrıca biz İsrail’e Lübnan saldırılarında hayatını kaybeden kedi ve köpeklerimiz için İnsan Hakları Mahkemesine ve Savaş Suçluları Mahkemesine dava açacağız. Dikkat ettiyseniz İnsan Hakları Mahkemesi dedim. Çünkü daha hayvan hakları mahkemesi bile yok. (Ağlamaya başlar)Evet yok yok yok…
1.SUNUCU-Sayın Kızılkurt verdiğiniz bilgiden dolayı teşekkür ediyoruz. Oğlum oradan bir mendil getirsene.
2.SUNUCU-Şimdi sırada saçlarınıza inanamayacak bir haberimiz var. Modanın başşehri Paris bir defileye daha şahit oldu ;Ancak bu defilenin diğer defilelerden ufak bir farkı var. Bu defilede giyilen kıyafetler öldükten sonra giyilecekten türden… Yani bir kefen defilesi… Kefen deyip geçmeyin, öbür dünyaya çirkin bir kıyafetle gitmeyi ister misiniz? O halde haberimizi izliyoruz..
Ali-Sayın seyirciler şu an karşımda tasarımları yapan aynı zamanda Türkçe’yi çok iyi konuşan Albert Kertafi var.Sayın Kertafi bu fikir nerden aklınıza geldi.
Kertafi-Baktım zengin ile fakir ölünce giyerler aynı kefeni. Kendime bu olmaz böyle dedim.Zenginin olmalı bir farkı.Kefenin farklı farklı modelleri olmalı. Bunun için, anladi?
Ali-Anladım.Peki ne tür kefenler yapıyorsunuz.
Kertafi-Bir sürü çeşit var yapmak. Zengin hanımlara yapmak dekolteli ve belden yırtmaçlı, zengin beylere yapmak göbek tarafı bol ve çok çok cepli.Anladi?
Ali-Evet evet anladi.Peki sipariş var mı?Mesela en son sipariş nasıl bir şey ve siparişi kim verdi.
Kertafi-Olmaz mı? Çok çok var çok. En son Corch Bush sipariş verdi. Kefenin üstünde Ortadoğu’nun haritası olacakmış.
ALİ-İlginç.Peki çok teşekkür ederim.
Kertafi-Ben de var teşekkür etmek. Size de bir kefen vermek istiyorum ben.
ALİ-Yok teşekkür ederim. Ben daha var genç.
Kertafi-Sadece ölmüyor yaşlılar.
ALİ-Yok teşekkür ederim.Sayın seyirciler söz merkezde.
1.SUNUCU-Ne çabuk bitirdin haberi.Sayın seyirciler laf aramızda bizim muhabirimiz bazen haber bulamayınca gider halkın arasına saçma sapan sorular sorar. Biz de bunu haber niyetine size iletiriz. Boş TV olarak biz boş şeylerle uğraşmak isterken bu muhabirimiz ters işler yapıyor. Siz canınızı sıkmayın biz yakında onu kovacağız. Neyse haberimize geçelim..Haber için Abuziddin Çokkonuşura bağlanıyoruz.Abuziddin söz sende. Abuziddin , şakanın sırası değil çık ortaya. Abuziddin! Bak canlı yayındayız, bozma ağzımı.
Abuziddin -Senin ağzın zaten bozuk.Daha tamire götürmedin mi?Neyse sayın seyirciler, gördüğünüz gibi benim gibi başarılı bir spikeri çekemiyorlar.Ben zamanınızı almadan şöyle halkımız arasına dalayım.(Beş kişilik bir kalabalığın arasına girer, içlerinden bir adama)Beyefendi bize bir yazarımızın ismini söyler misiniz?
1.Adam-Hakan Şükür.
Abuziddin -Beyefendi yanlış anladınız.. Ben futbolcu ismi değil yazar ismini sordum.
1.Adam- Tamam Hakan Şükür de kaleye öyle bir yazar ki.
2.Adam-(Mikrofonu kapar) Mustafa Sandal.
1.Kadın-(Mikrofonu kapar) Hülya Avşar
2.Kadın-(Mikrofonu kapar)Sertap Erener.
3.Adam-(Mikrofonu kapar) Jenefer Lopez
1.Adam-(Mikrofonu kapar)Fatih Tekke
2.Adam-Naim Süleymanoğlu.
!Kadın- Banu Aklan
2.Kadın-Bülent Ecevit.
3.Adam-Özcan Deniz
Abuziddin -(Mikrofunu zorla ellerinden kapar) Sayın seyirciler gördüğünüz gibi başka söze gerek yok. Allatin Çeneçalar Türkiye.

1.SUNUCU-Sayın seyirciler sosyete kesiminde kimin elinin kimin cebinde olduğunu, kimin kimlerle kırıştırdığını, kimin nerde ne haltlar karıştırdığını öğrenmeyi ilke edinen televizyonumuz önemli bir magazin haberini sizlere ulaştırmanın gururunu yaşıyor. Sayın seyirciler ünlü şovmenimiz Mehmet Ali Çapkıner dün 20. kez dünya evine girdi. Altmış yaşındayken on altı yaşında bir kızla evlenmenin sebebini soranlara ünlü şovmen “siz aşk nedir bilir misiniz?” diye cevap verdi.(ününe bir kağıt bırakılır) Flaş flaş falaş dün aşkı için evlenen ünlü şovmenimiz Mehmet Ali Çapkıner bugün boşanmak için mahkemeye başvurmuş.(ününe bir kağıt daha bırakılır)Flaş flaş flaş İlk celsede boşanan Mehmet Ali Çapkıner Avukatıyla evlenme karaı aldı. (ününe bir kağıt bırakılır.) Yeteeeer! Bu sosyetelerin hızına yetişemiyoruz. Onlar yüzünden adam gibi bir haber programı yapamıyorum.Bıktım artık bık tım .Kardeşim haydi biz haberi verdik. Size ne elalemin özel hayatından. Tabi özel diye bir hayatları kalmışsa.Neden seyrediyorsunuz, ne den? (ününe bir kağıt bırakılır)Kağıdı buruşturup adamın suratına fırlatır.
Adam-(Adam kağıdı kaldırır, düzeltir.)Şey kağıtta kovulduğunuzu yazıyor.
1.SUNUCU-Ay çok üzüldüm ,ben kovulmadım , istifa ediyorum.Sayın seyirciler gördüğünüz gibi her şey göründüğü gibi değildir.(masan kalkar gider)
2.SUNUCU-Şey sayın seyirciler benim de anlamdığım bir şey oldu.Siz bir şey anladınız mı?Neyse ben hemen şu birkaç önemsiz haberi de verip programı bitireyim.İsrail Lübnan ve Filistin’e atom bombası attı; artık coğrafyacılar yeni bir harita için çalışacaklar.Amerika askerleri İran ve Suriye’ye yanlışlıkla kimyasal silah attı. İlk belirlemelere göre bu iki ülkede artık nüfus sayımına gerek kalmamış. Önemsiz haberlerimizi de sunduk, reklamlardan sonra merakla beklediğiniz magazin haberlerine devam edeceğiz.

FERHAT—Bakın bugün moralim çok bozuk elimize iyi bir para geçerse bugün çekeceğiz kafaları.
YUNUS—Al şu cep telefonunu satalım.
FERHAT—Kameralı mı?
YUNUS—Hayır…
FERHAT—(telefonu fırlatır) işe yaramaz.Size bugünlerde bir haller oldu. Madem çalıyorsunuz adam gibi çalın. Çocuk oyuncaklarıyla uğraşmayın.
HÜSEYİN—Tamam abi, kızma.Bugün ne yapacağımızı söyle.
FERHAT—Bugün bankayı hortumlayacağız.
HÜSEYİN—Ciddi misin?
FERHAT—Saçmalama be! Sanki önümüzde bin seçenek var da ne yapacağız diye soruyor. Siirt’te hırsız ne yapabilir, her zaman ki gibi ya birini soyacağız, ya da bir eve dalacağız.
YUNUS—Abi dün haberleri izlediniz mi?
FERHAT—Git ya başımdan benim maçlar ve hırsızlık filmleri dışında televizyon seyretmediğimi bilmiyor musun?
HÜSEYİN—Ben seyrettim. Süperdi. Hırsızın birini çıkarmışlar televizyona adam bütün teknikleri anlattı.
YUNUS—Abi bu teknikleri duymasaydım aklımın ucundan bile geçmezdi.
FERHAT—İyi iyi bundan sonra denersiniz.Haydi fazla konuşmayın da gidin .
HÜSEYİN—Sen gelmiyor musun.
YUNUS—Yok bugün moralim bozuk siz tek başınıza bir şeyler yapın gelin.
YUNUS—İyi haydi gidelim.
HÜSEYİN—Haydi Allah yardımcımız olsun.
YUNUS—Saçmalama Allah hırsızlara yardımcı olur mu.
HÜSEYİN—Olmaz mı?
FERHAT—Bak hala konuşuyorlar haydi gitsenize.




Okey masasında üç kişi oturmuş okey taşlarını dizmekte.

Orhan—Nerde kaldı bu Emin.
Haydar—Ha geldi işte.
Emin—Selamun aleyküm.
Hepsi—Aleykümselam
Metin—Kardeşim nerde kaldın yarım saattir seni seni bekliyoruz.
Orhan—Karısından ancak izin alabilmiştir.Ha ha ha…
Orhan—Doğru söyle izin almak için kaç defa ayaklarına kapandım.
Emin—Ulan o dediğiniz şey sizin evinizde uygulanıyor.Evvel Allah ben evimde Ortadoğu ve Balkanların en büyük sivil darbesini gerçekleştirip öyle geldim.
Orhan—Çay getir .Kaçak çayımızı yudumlamadan oynamayalım.
Emin –Sen eskiden lezzo içerdin .Ne oldu sana.
Orhan—Haydi haydi fazla konuşma oyna.
Metin –Hey yavrum taşa bak taşa…
Haydar—Lanet taşlar bugün beni buluyor.
Emin—Haydi atsana kardeşim .Çeneni çalıştıracağına elin çalışsın.
Osman—(telaşla içeri girer)Orhan, Orhan!(hiç oralı bile olmaz.)Orhan dedim sana Orhan!
Orhan—Efendim ne var.
Osman—(Telaşla)Baban öldü.
Orhan—Öyle mi.Tamam.
Osman—Ne tamam.
Orhan—Haydi ya sıra kimde oynasanıza
Haydar—Kardeşim sıra sende oynasana.
Osman—Orhan herhalde duymadın beni Baban öldü diyorum sana baban.
Orhan—Tamam Osman anladım Babam ölmüş. Ne olmuş yani hepimiz ölmeyecek miyiz?
Hepsi—Şüphesiz.
Osman—Şimdi sen oyununu bırakıp benimle gelmeyecek misin?
Orhan—(Ayağa kalkar Osman’ın ya

1420 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
1 2 3 4 5 Bu Haber İçin Toplam 20/7 Kere Puan Verildi (Ort:2,85714285714286)
Kaynak: GECEYASAM

Kategori ¬ Oyun Metinleri

Yorumlar ( 0 )

Diğer Yazılar

Yarın Dünde Başlar

 19.09.2009 13:35:52

Kaybolan Silah

 19.09.2009 13:32:36

Gerçek Zenginlik Sağlıktır

 19.09.2009 13:31:23

Tutumsuz Çocuk

 19.09.2009 13:27:17

Bir Garip Dava

 19.09.2009 13:19:01

Abbas

 19.09.2009 12:56:34

Vahdet Gültekin - Karın Ağrısı

 19.09.2009 12:42:54

Muhtar

 19.09.2009 12:37:35

Bir Rüya Yorumcusu

 19.09.2009 12:26:57

Ekrem Bektaş - Damat Adayları

 19.09.2009 12:22:00


Gece Yaşam   Ana Sayfa | İletişim